Merhabalar,
Seherin Marifetleri'nde şu sıralar tam da bizim ihtiyacımız olan türden diş buğdayı hediyelikleri için çekiliş düzenlemiş. Benim bu konularda hiç şansım yoktur ama yakında Diş Buğdayı ve doğum günü kutlaması yapacak olmamız ve şaşkın bir hazırlık içinde olmamız bu çekilişe katılmaya itti beni :) Kimbilir belki Bora'nın şansına çıkar...
Siz de katılmak isterseniz buradan bilgi edinebilirsiniz :
Seherin Marifetleri / Çekilişime Buyrun
Herkese sevgiler...
6 Kasım 2012 Salı
4 Kasım 2012 Pazar
Boralika ile Edirne Gezimiz-1
Heyecanla beklediğimiz bayram sonrası İtalya gezimiz son anda iptal olunca teselli gezisi olarak Gökçe ile ve tabi ki çok değerli eşlerimiz ile bayramın son günü ve Cumhuriyet Bayramı için 2 günlük Edirne gezisi planladık.Edirne niye diye soranlara; özel bir sebebi yok, yakın ve çocuklarla gidilebilecek biryer olarak ilk aklımıza orası geldi sanırım.
Bayramın 3. günü Gökçeler'in evinde geceden kavuştuk iki aile.Minik Tolgahan'ı sarıp sarmalama, hoplatıp zıplatma hayaliyle eve çıkıp paşanın gaz sancısı çektiğini görünce üzüldük.Sabaha iyiydi çok şükür, erkenden yola çıktık. Bora bu yolculuk ile ana kucağından araba koltuğuna terfi etmiş oldu.Koltuğunu çok sevdi paşacığımız, yol boyunca önce kitap okudu, sonra şarkı söyledi derken çok geçmeden uyudu. Zaten yollar da bomboştu, 1,5 saatte Edirne'ye ulaştık.Kent merkezinden geçip benim Edirne'de en çok merak ettiğim yer olan Meriç Nehri'ne doğru yol aldık.
Benim çok yakın arkadaşlarım hep Edirne'lidir, orada yaşamıştır veya Çanakkale'lidir.Nazan,Pınar, Hatice...Özellikle Nazan'ın Trakya Üniversitesi'nde okuması, o yıllarda ikimizin de yazıya çiziye meraklı tipler olmamız sebebiyle interneti, teknolojiyi bir tarafat bırakıp birbirimizle sık sık mektuplaşmamış, bana her hafta Edirne'den gelen renkli,çiçekli,kelebekli zarflar daha bir sevdirmiştir bu şirin kenti bana.
Onların da tavsiyeleriyle meşhur Lalezar Çay Bahçesi'ne gitmeden olmazdı! Lalezar Restaurant'a yaklaştığımızda bu harika manzarası eşliğinde kahvaltı etmek için can attık. Kahvaltıyı heyecanla bekleyen iki küçük beyin, iki küçük bayram paşasının resimlerini yukarıda görmüşsünüzdür zaten :)
Lalezar'daki kahvaltımız keyifliydi.Hoşuma gitmeyen iki küçük şey, bu güzel restaurantta sadece tek bir mama sandalyesinin olması ve vestiyer bulunmaması idi. Sizce ben bunu yetkililere iletmeden durabilmiş miyimdir? :) Tabi ki hayır...Bir dahaki sefere kontrol edeceğim bakalım, dikkate almışlar mı? ;)
Kahvaltı sonrası yağmur çiselemeye başladı ve biz bu tatlı yağmurda Lalezar'ın bahçesinde kısa bir gezinti yapıp fotoğraf çektik.
Eski Edirne Tren Garı Mimar Kemalettin Şark Demiryoları şirketi için tasarladığı dört gar binasından biriymiş.Filibe, Selanik ve Sofya garları... 1974 Kıbrıs olayları döneminde bu gar kısa bir süre karakol olarak da kullanılmış.1977 yılında ise Trakya Üniversitesi'ne bırakılmış.
Üniversite kampüsünden birbirlerinden 20-30 metre uzaklıkta kurulmuş bu şirin yapılar farklı bölümleri temsil ediyor. Ne kadar güzel!
Çiseleyen yağmurda elinde sımsıkı tuttuğu pembe şemsiyemiz ile Bora'nın uslu uslu gezmesi çok şirindi. Şemsiyeyi azıcık alalım desek cool çizgisinden ayrılan Bora Bey hemen yaygarayı kopardı. Biz de onu şemsiyesinden ayırmamak için elimizden geleni yaptık.
Eee hazır buraya kadar gelmişken de Bora'nın üniversitenin Heykel Bölümü'ne ön kaydını yaptıralım dedik :)
İlk gün epeyce bir gezdik. Bunu tahmin ettiğimiz için bir gece konaklayalım, hem doya doya gezelim birşey atlamayalım hem de dinlenmiş olalım dedik.İyi ki de öyle yapmışız!
İnternetten kısa bir araştırmayla kalacak yer olarak Hotel Edirne Palace'ı seçmiştik kendimize.Web sitesinden çok hoş ve temiz bir otel olarak görünüyordu ama önemli olan iki bebekle oraya ulaştığımızda içimize sinip sinmeyeceğiydi.Biraz da oteli ben seçtiğim için tedirgindim açıkçası ama beni mahcup etmediler. Umduğumuzdan da daha şirin bir otelle, güleryüzle hizmet veren görevlilerle karşılaştık. Gecenin 3'ünde 5'inde kaynatılmış sıcak mama sularını odamıza jet hızıyla ve memnuniyetle getiren servis görevlilerine buradan da tekrar teşekkür ediyorum! İşletme yönetimi mütehassısı, girişimci ruhum hemen kendini otel sahibinin yerine koyarak bu ara sokaktaki küçücük otelin bu şekilde dekore edilerek hizmete sunulması ve işini severek yaptıkları belli olan çalışanlarını görünce "Bravo, bravoo!" dedi!
İlk gün otele yerleşip bebek beyleri doyurup kıyafetlerini değiştirdikten sonra tabi ki gezimize devam ettik! İkinci bölümü ayrı bir post ile yayınlıyor olacağım.Şimdilik bu kadar :)
Herkese şimdiden güzel haftalar, mutlu pazartesiler...
3 Kasım 2012 Cumartesi
Sokak Simitçisi
Bu sabah Bora'nın doktor kontrolü vardı.Her zamanki gibi ilk randevuyu almıştık doktorumuz Sevil Hanım'dan. Günün geri kalanını doya doya kullanabilmek için... :) "Doya doya" dediğime bakmayın, doya doyadan kasıt işlerimizi yetiştirmek ve günü bölmemek. Bora erkenden uyandığı için kahvaltısını yapıp banyosunu yaptırdıktan sonra evden çıktık. En son iki ay önce görüşmüştük Sevil Hanım'la, güzel bir görüşmeydi :) Bu kez Bora'nın hafif burun akıntısı ve küçük öksürükleri yüzünden tedirgindik. Neyse ki şimdilik hafif bir nezle durumu olduğunu öğrendik, rahatladık... 2 aydır nerdeyse zorla yemek yiyen Bora bu 2 ayda sadece 450 gram almış!!! Anneler bunun ne demek olduğunu bilirler. Üzüldük ama doktorumuz bizi rahatlatmak ve Bora'nın kilosunun normal olduğunu bana kabul ettirmek için elinden geleni yaptı her zamanki sabrı ve olgunluğuyla... Şimdi yetişkin biri olan oğlunun çocukken kahvaltı ederkenki siyah beyaz fotoğrafını mı göstermedi, büyüme eğrileri mi göstermedi, neler neler...
Nedense bu muayenede Bora ağladı da ağladı...Sevgili tatlı oğlumda bir kablo-boru korkusu gibi birşey başladı sanırım :) Evde elektrik süpürgesini, saç kurutma makinesi veya blenderı görür görmez yaygarayı basan Bora bu kez de Sevil Hanım'ın steteskopunu görünce kendinden geçti. Babası bir yandan, ben bir yandan onu sakinleştirip muayenesini tamamlamak için çabaladık durduk!Meğer daha küçük bir bebekken muayeneler, aşılar ne rahat geçiyormuş. "Benim oğlum aşı olduğunda bile ağlamıyor!" diye gururlanıyordum yakın zamana kadar.
Sonlara doğru ortama alışan ve sanırım nihayet Sevil Hanım'ı tanıyan Boralika'm doktorunun kollarına atılıp Sevil Hanım'ın telefonuna şirin ve şaşkın pozlar verdi.
Bora ve babası hastanede son işlemleri hallederken ben de ilaçlarını almak için karşıdaki eczaneye gittim. İlaçlar hazırlanırken etrafa baktığımda sabahın o saatinde Bakırköy'de çalışan, okuyan, hergün bu şirin ve kalabalık ilçeye gelip giden insanlara bir kez daha imrendim.Bakırköy'ü ve Bakırköy'ün sokak simitçilerini her zaman sevmişimdir.Neden mi? Sanırım ortaokulu burada okumuş olmam, henüz 6 yaşındayken ilk önlüğümü buradaki bir mağazadan almış olmam, çocukken tiyatroya, sinemaya, lisedeyken dersaneye Bakırköy'de gitmem; Mehmet'le Bakırköy'ün her taşında, köşe başında ayak izimizin olması...Vee tabi sonra Bora'yı beklediğimiz,onu ilk kez görüp kucağımıza aldığımız hastanemizin burda olması... Ha bir de Tarık Akan faktörü var, onu detaylandırmayayım ;)
Eczanede işim bittiğinde mis gibi çıtır simitler sanki kokularıyla beni kendilerine çağırdılar! Bora'dan önce yataktan kalkar kalkmaz kahvaltı etmezsem öleceğimi sanırdım.Anne olunca birkaç saat aç dolaşabilme yeteneği de kazandım! Ama en fazla birkaç saat ;) Aç olduğum zaman gözüm dönüyor! Carousel'in önünde şirin kırmızı simit arabasının başında gazete okuyan beyaz saçlı bir amcaya doğru ilerledim.Sanırım hayatımda gördüğüm en kibar simitçiydi kendisi.Gülümseyerek "Günaydın!" deyip siparişimi aldı.Ne simitlere ne de simitleri koyacağı kesekağıdına el sürmeden maşa ile simitlerimi hazırladı, özenle paketleyip poşete koydu. "Başka bir poşete daha koymamı ister misiniz Hanım Kızım?" dedi."Gerek yok, teşekkürler zahmet oldu." dedim."Hiç zahmet olur mu vazifemiz kızım. Sormak da vazifem, belki uzak biryere götüreceksindir simitleri." dedi. Teşekkür ettim, memnun oldum...Arkamdan tebessümle "Afiyetle yiyin kızım..." diyerek uğurladı beni. İstanbul'da hala kibar insanlar var, hala işini severek yapan esnaflar, sokak satıcıları var. Yaşamaktan mutluluk duyan ve bu mutluluğu etrafındaki insanlara da yaymayı bilen insanlar var...Bora ve Mehmet'le buluştuğumda heyecanla bu sokak simitçisini anlattım.Kendisi farkında değildir muhtemelen ama benim günümün güzel devam etmesinde, hala İstanbul'da yaşıyor olmaktan dolayı bugünlük mutlu olmamda etkisi büyüktür.Benim için günün olayı budur!
Kendisine burdan selam ederim...
Edit : Sonradan unutmamak için şu komik konuşmamızı da ekliyorum :
Eşime hastanenin otoparkında elimdeki simit poşetini gösterip "Simit aldım ve sanırım hayatımdaki en kibar simitçiyle tanıştım!" dediğimde, eşim "Hayırdır Hülya Avşar simitçiliğe mi başlamış?" diye sordu. Anlam veremeyip soru soran bakışlarla "Hülya Avşar çok mu kibarmış?" dedim :) "Sen en güzel simitçiyle tanıştım demedin mi?" dedi eşim bu kez! Söylenecek söz mü? :) "Demek Hülya Avşar'ı güzel buluyorsun haa?" dedim hemen tabi ki...Sağır duymaz uydurur, muhabbet nerelere gitti :) Sanırım epey komik bir aileyiz biz :)
16 Ekim 2012 Salı
Montenegro Gezisi
Bu post epeyce gecikti biliyorum. Tam artık yazmasam diyorken bilgisayarda fotoğraflara denk gelince imrendim, "Hadi anılar arşivlensin, sonbahar aydınlansın" dedim; yazmaya başlıyorum.
Gerçekten "İyi ki Karadağ'a gelmişiz" dedirten bir gün geçirdik bu şirin ülkede. "Herkese tavsiye ederim" demektense, "Buraya en yakın zamanda yeniden gitmek istiyoruz" desem sanırım yeterli olur.
Henüz Karadağ yolunda cennetimsi biryere doğru ilerlediğimizi anladık. Her zamanki gibi beni cam kenarına yerleştiren eşime bir süre sonra klima problemi yüzünden yerimi devretmek zorunda kaldım.Elbette en önde oturuyorduk hem fotoğraf çekimi kolay oldu, hem de kibar rehberimize bir kol boyu uzaklıktaydık :)
Önce Karadağ'ın en güzel yerlerinden biri olduğu söylenen Perast'a yol alıyoruz.Adriyatik'in her parçası çok güzel, deniz sizi sarıp sarmalıyor.Güneş yakıyor ama bunaltmıyor. Şair Lord Byron burası için denizin yeryüzüyle en güzel birleşimi demiş. Haklı... :)
St.George ve Lady of The Rock Church adalarına gitmek için tekneye doğru ilerlerken fotoğraf çekimini de ihmal etmiyoruz!Bu yolda birbirinden güzel patchworkler, dantel örtüler satan kadınlar var. Üstelik fiyatları da çok uygun. Ülkemizde dantelin ayrı bir yeri vardır ama sevdiklerine hediye almak isteyenler bu dantel örtülerden alabilirler bence...Üzerinde bir manastır bulunan bu doğal ada St.George Adası.Bu adaya ayak basmayacağımızı tekneye bindikten sonra öğreniyoruz. "Neyse, yanından geçmek de güzel!" deyip yola devam ediyoruz.
Ardından neşeli gezi grubumuzun doldurduğu tekneyle aşağıdaki fotoğraflardan görebileceğiniz "Lady of The Rock Church" e doğru ilerliyoruz.Çok küçük ve sevimli bir ada burası.Doğal bir ada değilmiş, insanlar yapmış; fena olmamış :)
Hızla minik adaya yayılan gezi grubu her taşın böceğin yanında fotoğraf çektirmeye devam ediyor...Rehberimiz duruma el atıp bizi fazla dağılmadan toparlıyor ve adada bulunan kiliseyi anlatmaya başlıyor.
Kilisedeki heykeller, tavandaki resimler gerçekten harika. Birer Türk olarak burdaki halkın tarihlerine önem verdiklerini, herşeyi korumaya çalışarak en ufak birşeyden turizm adına gelir sağlamaya çalışmalarını takdir ediyoruz.
Yukarıda bahsettiğim iki adanın kuşbakışı görünüşleri böyle imiş :
Alt sağda gördüğünüz resim denizci kocasını -sanırım 20 yıl- bekleyen kadının bu bekleyiş sürecinde kendi saçlarını iplik olarak kullanarak işlediği nakışı görebilirsiniz. Gezi grubumuz bu el emeği göz nuru örtüye yoğun ilgi gösterip hayret ve hayranlıkla baktılar!
Bu resimde gördüğünüz gemideki Türk bayraklarını farkettiniz değil mi? Bu resim de kendilerince Türkleri altedip denize döktüklerini sanan Sırplar'a ait bir resim :) Her şartta Türk bayrağı dalgalanıyor!Ben buna dikkat ettim.
Adadan ayrıldıktan sonra Kotor'a doğru ilerliyoruz.UNESCO'nun Dünya Kültür Mirası listesinde yer alan Kotor, rivayete göre "Herkesin iyiliği için yaratılan kent"miş. Ne kadar güzel! Rivayete göre Kotor'a gelen iki denizci dinlenmek için kıyıya çıkıp otururlar. Denizcilerden biri oturduğu kayanın sağ tarafında elinin yanında bir tablet bulur.Tablette "10 adım attıktan sonra kazmaya başlayın" yazmaktadır.Bunu yapan denizciler kazdıkları yerde küçük bir sandık bulurlar. Kendiliğinden açılan sandıktan gizemli bir mektup çıkar : "Burası herkesiniyiliği için var." yazıyordur mektupta. Buna anlam veremeyen denizciler geceyi bu körfezde geçirirler. Gece yarısı denizciler uyumadan önce yeniden açılan sandıktan "Uyumadan önce dileyin benden ne dilerseniz!" diye bir ses yükselir.Yorgun ve fakir denizciler taştan sıcak evler ve güzel eşler dilerler.Sabah uyandıklarında bembeyaz taştan evlerle karşılaşırlar. Muhtemelen eşler de bu evlerin içindedir :) Denizcileri evleri ve eşleriyle baş başa bırakıp rehberimizi dinlemeye devam ediyoruz. Kendisinden aldığımız bilgiye göre önce Old Town gezisi yapacağız, sonra yine özgürlük!Kotor Surlar içinde yer alan bu şehre gelir gelmez önce bizi aşağıdaki bu manzara karşılıyor:
İlk olarak Silah Meydanı adı verilen ünlü tarihi meydanı, ardından Utanç Anıtı'nı ve sonra Un Meydanı'nı geziyoruz.Sonra rehberimiz bize Karadağ'ın ilk "İlkokul"unu gösteriyor.
8. yy'den kalma Saat Kulesi'ni, Katedral Meydanı'nı ve Ortodoks Meydanı'nı geziyoruz. Farklı dinlere mensup insanların birlikte barış içinde yaşıyor olmalarını temsil etmeye çalışmışlar.
Old Town gezisinden sonra 1 saatlik yemek molası veriyoruz ve gruptan ayrılıyoruz. Öyle küçük biryer ki burası, gezi grubunun üyeleriyle adım başı karşılaşıp selamlaşıyoruz.Meydanda bir restaurant seçip öğle yemeğimizi yiyoruz ve menuden buranın Dubrovnik'e göre oldukça ucuz bir kent olduğunu düşünüyoruz.
Kotor'dan sonra gideceğimiz yer Budva. Söylenene göre buranın küçük Rusya'sıymış burası. İlk olarak Budva'nın tarihi yerlerini geziyoruz ve birşeyler içebileceğimiz retsaurant tavsiyeleri alıyoruz.Burada denize girebileceğimizi öğreniyoruz; yaşasın!Geniş plajını gördükten sonra çakıllara rağmen mutluluğumuz artıyor ancak plaj o kadar kalabalık ki şezlonglarımızı kiraladıktan sonra mutluluğu etraftaki herkesle sıkı fıkı bir şekilde paylaşmak zorunda olduğumuzu farkediyoruz! Olsun, etraftaki şirin, şımarık, yaramaz ufaklıklara bakıp gülüp eğleniyoruz güneşlenirken. Yanımızdan koşarlarken bizi ıslatıp üzerimize kum saçmalarına ses etmiyoruz :) 

Neyse ki serbest zamanımız fazla, uzun uzun güneşlenip geç olmadan şehir merkezine dönüyoruz.Masaları sokağa taşan restaurantların birinde tiramisu yiyip çayımızı içerken dinleniyoruz. Bu arada garsonlar öyle tembel ki, siparişi almak için de getirmek için de bomboş oturmalarına rağmen birbirlerini iterek müşteriye doğru geliyorlar :) Kızmadık, güldük o hallerine :) Yanımızdan gezi ahalisi yavaş yavaş geçmeye başlıyor ve biz günün sonuna geldiğimizi farkediyoruz.
Rehberimiz Dubrovnik'e dönerken normal şartlarda "Üste para verseler izlemem!" dediğim filmi, Ata Demirer'in "Eyvah Eyvah 2"sini dvd player'a koyuyor. Ee en önde oturuyoruz ortak TV'den izlemesem olmaz.Bir süre sonra koltukta bağdaş kurmuş olduğumu ve gülmekten katıldığımı, hatta tüm otobüsün de gülmekten kırıldığını farkediyorum.
Karadağ'a veda edip akşam yemeği hayalleri kurarak Dubrovnik'e doğru yol alıyoruz.Hareketli bir akşam geçirmeyi isteyen Altın Kızlar'ı yolda otobüsten indiriyoruz.Son olarak hediyelik eşya bakmak isteyenleri de şehir merkezinde bırakıyoruz. Derken...Biz ne mi yapıyoruz?
Veeee tabi ki mutlu son :
Yemek yiyen ben...
:)
Herkese sevgiler...
8 Ekim 2012 Pazartesi
Sürpriz Yumurta
www.sakinbeniunutma.com'da harika bir sürpriz var! Sürpriz Yumurta sürprizi!
O kadar ciciler ki, şansınızı denemek isterseniz mutlaka uğrayın derim ben.
Sevgiler
Ödüllendirildim!
Blogger'ların kendi aralarında hediyeleşmesi, ödüller göndermeleri, sevgilerini sunmaları ne hoş şeydir!
Hasır Şapka olarak ilk blogger ödülümü sevgili Supercellma'dan almış bulunmaktayım, çok mutluyum!
Teşekkürler Selma'cığım :)
Ben de bu güzel ödülü kimlere kimlere göndersem?
Sevgili hamarat arkadaşım Sema'ya,
Güzel annecik Tubanne'ye,
Renkli blogger Selen'e,
Sevgili usta Derya Ablam Derya Sezgin'e,
Güzel Çiy Tanesi'ne...
Sevgilerle gönderiyorum!
14 Eylül 2012 Cuma
Education UK'de Seyahat ve Eğitim Bir Arada
İngiltere’de yaşam ve eğitimle ilgili tüm bilgiler tek bir adreste toplanıyor. Her yıl 1,8 milyon kişi dil eğitiminden sosyal yaşam olanaklarına kadar tüm ipuçlarına Education UK ile ulaşıyor.
İngiltere’de yaşam ve eğitim olanaklarını araştırmak için bakacağınız ilk yer www.educationuk.org/turkey adresi olmalı. Birleşik Krallık’taki eğitim kurumlarından burs seçeneklerine, görülmesi gereken yerlerden festival ve eğlence mekanlarına kadar her konuda detaylı bilginin verildiği web sitesi, hem İngilizce hem de Türkçe içerik sunuyor.
İngiltere’yi ilk kez ziyaret edecek kişiler için her alanda detaylı bir kaynak niteliğinde olan Education UK, İngiltere’de eğitim ve yaşamınızı ihtiyaçlarınız ve hedefleriniz doğrultusunda şekillendirmenize yardımcı oluyor. Hem dil okulları hem de yüksek öğrenim kurumları hakkında detaylı bilgi verirken, tatil ve festivallerden alışverişe, bütçe planlamasından seyahate kadar pek çok püf noktasını açıklıyor.
Keşfe internette başlayın
Education UK web sitesinde eğitim alanınızı ve gitmek istediğiniz okulları seçtikten sonra Birleşik Krallık’ı keşfetmeye başlayabilirsiniz. Web sitesi, yolculuğunuzu planlayıp İngiltere’ye varmanızdan, konaklama olanaklarına ve ailenizle iletişiminize kadar her konuda size destek oluyor.
Seyahat öncesi yapılması gereken hazırlıklar, İngiltere öğrenci vizeleri, alışveriş, yeme içme, seyahat ve İngiltere’de yaşam ile ilgili her türlü bilginin sunulduğu web sitesinde temel harcamalarınızın belirtildiği bütçe planlama bölümü de yer alıyor. Kutlamaları, festivalleri ve heyecan verici kültürüyle İngiltere’nin oldukça şaşırtıcı bir yer olduğu da verilen bilgiler arasında.
Facebook’ta takip edin
Education UK web sitesi içeriği beş ana başlıkta toplanıyor. İngiltere’de Eğitim Seçenekleri, Kurs ve Eğitim Kurumu Arama, Burslar, Güncel Bilgiler ve İngiltere’de Yaşam başlıkları altında, İngiltere, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda’yı keşfe çıkıyorsunuz. Ayrıca British Council Turkey Facebook sayfasından da EducationUK ile ilgili en güncel bilgileri takip etmeniz ve ödüllü yarışmalara katılmanız mümkün.
Bir bumads advertorial içeriğidir.
İngiltere’de yaşam ve eğitim olanaklarını araştırmak için bakacağınız ilk yer www.educationuk.org/turkey adresi olmalı. Birleşik Krallık’taki eğitim kurumlarından burs seçeneklerine, görülmesi gereken yerlerden festival ve eğlence mekanlarına kadar her konuda detaylı bilginin verildiği web sitesi, hem İngilizce hem de Türkçe içerik sunuyor.
İngiltere’yi ilk kez ziyaret edecek kişiler için her alanda detaylı bir kaynak niteliğinde olan Education UK, İngiltere’de eğitim ve yaşamınızı ihtiyaçlarınız ve hedefleriniz doğrultusunda şekillendirmenize yardımcı oluyor. Hem dil okulları hem de yüksek öğrenim kurumları hakkında detaylı bilgi verirken, tatil ve festivallerden alışverişe, bütçe planlamasından seyahate kadar pek çok püf noktasını açıklıyor.
Keşfe internette başlayın
Education UK web sitesinde eğitim alanınızı ve gitmek istediğiniz okulları seçtikten sonra Birleşik Krallık’ı keşfetmeye başlayabilirsiniz. Web sitesi, yolculuğunuzu planlayıp İngiltere’ye varmanızdan, konaklama olanaklarına ve ailenizle iletişiminize kadar her konuda size destek oluyor.
Seyahat öncesi yapılması gereken hazırlıklar, İngiltere öğrenci vizeleri, alışveriş, yeme içme, seyahat ve İngiltere’de yaşam ile ilgili her türlü bilginin sunulduğu web sitesinde temel harcamalarınızın belirtildiği bütçe planlama bölümü de yer alıyor. Kutlamaları, festivalleri ve heyecan verici kültürüyle İngiltere’nin oldukça şaşırtıcı bir yer olduğu da verilen bilgiler arasında.
Facebook’ta takip edin
Education UK web sitesi içeriği beş ana başlıkta toplanıyor. İngiltere’de Eğitim Seçenekleri, Kurs ve Eğitim Kurumu Arama, Burslar, Güncel Bilgiler ve İngiltere’de Yaşam başlıkları altında, İngiltere, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda’yı keşfe çıkıyorsunuz. Ayrıca British Council Turkey Facebook sayfasından da EducationUK ile ilgili en güncel bilgileri takip etmeniz ve ödüllü yarışmalara katılmanız mümkün.
Bir bumads advertorial içeriğidir.
9 Eylül 2012 Pazar
En Güzel Hediye Kitaptır!
Herkese Merhaba,
Her zamanki gibi sevgili Kitap Kurdu Böjük'ün düzenlediği harika bir kitap çekilişi var bu ay da yine.
Katılmak isteyenler aşağıdaki linkten bilgi alabilirler.
Sevgiler,
Derya
Kitap Kurdu Böjük
Her zamanki gibi sevgili Kitap Kurdu Böjük'ün düzenlediği harika bir kitap çekilişi var bu ay da yine.
Katılmak isteyenler aşağıdaki linkten bilgi alabilirler.
Sevgiler,
Derya
Kitap Kurdu Böjük
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
























.jpg)



